2010 Yılında Tatile Doyacağız

Cuma, 27 Kas 2009

Tatili seven bir millet olarak Kurban Bayramı’nı geçirdiğimiz bu günlerde gelecek yılın tatilleri ilgili haberi görünce hemen merakla tıkladım ve 2010 yılında Kurban Bayramı’nın 9 gün olma ihtimalinin olduğunu gördüm.Ayrıca 2010 yılında resmi ve dini bayramlar olarak tatil sürelerimiz artacak.Tatillerin bu şekilde uzaması ara sıra ders ortamıdan uzaklaşmamız için güzel,kötü tarafı ise kesilen ek dersler :)Merak edenler için 2010 yılına ait resmi ve dini bayramların tarihleri aşağıdadır.

1 Ocak Cuma                                Yeni Yıl Tatili

23 Nisan Cuma                            Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

1 Mayıs Cumartesi                       Emek ve Dayanışma Günü

19 Mayıs Çarşamba                    Gençlik ve Spor Bayramı

30 Ağustos Pazartesi                   Zafer Bayramı

8-11 Eylül                                       Ramazan Bayramı

28-29 Ekim                                   Cumhuriyet Bayramı (1,5 gün)

15-19 Kasım                                 Kurban Bayramı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

buraktolga Gündem , , , , , , , , , , , ,

Dere Neden Taştı / Ergenekon Parmağı

Perşembe, 10 Eyl 2009

Eski zamanlar da nadir diyebileceğimiz ama günümüzde ve ilerleyen yıllarda çokça karşılaşacağımız doğa olaylarına bir bir acı da olsa tanıklık etmekteyiz.Malum küresel ısınma artık yağış şekillerini farklılaştırdı ve dengesizleştirdi.Bu dengesizlik içinde beklenenden farklı durumlarla karşılaşmaktayız.Deprem olayıda böyle başlamıştı.Binlerce insanın ölmesi “Deprem Bilinci” denilen bir kavram yarattı.Benzer şekilde 9 Eylül’den sonra da (Umarım ders alınır) “Doğa Bilinci” adını vereceğimiz bir kavram ortaya çıkar.Nasıl ki depremin yarattığı yıkım bina ve insanlardan kaynaklanmakta ise 9 Eylül’de yaşanan ve daha sonraları da yaşacağımız sel felaketlerinin sebebi de bina ve insan faktörüdür(Kafa yapıları değişmesse).Binaları o bölgelere plansızca yerleşmesine izin veren yerel yönetimler,bu yönetimleri kullanarak evleri inşaa eden kişi ve kişiler yaşanan ölümlerin,yıkımları haliyle görünmez sorumluluları.

Bir afette sebep aramak ve bulmak kolaydır.Ama sebep ararken siyasi çıkar uğruna bir yerlere yamanmak ise Türkiye gibi ülkelerde görülen ender vakalardan biridir.Aynen Haber 7 internet sitesinin 10 Eylül günü manşetten verdiği haberde olduğu gibi“Taşan derede Ergenekon parmağı”

Sorumluluk almak zordur.Özellikle insan hayatların yok olduğu ve yerleşim yerlerinin harabeye döndüğü bir olayda sorumluluk almak zordur.Ama suçlu bulmak ve “ben bunu bir yerlere yamayayım,zaten mantığım değil ama hayat düşüncem bu yönde yazmamı emrediyor” şeklinde haber yapmak ise kolay bir olay olsa gerek.

Yazık,yaşanan her doğal felaket bir çok kişiyi sorumlu ve belkide şuçlu kılmakta.Burada aranan sen yaptın böyle oldu,ben yaptım böyle olmadı değil.Yapanın yanına kar kalan olaylarda giden canlara ve yanan yüreklere çare olabilmektir.Benzerlerinin yaşanmasını ise elden geldiği kadar engelleyebilmektir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

buraktolga Gündem , , , , , , , , , , , , , , ,

Vergileri Artırmanın Yolu:Hız Sınırı 110

Çarşamba, 12 Ağu 2009

Bundan 4 ay önce gazetelere düşen bir haber Türkiye’de ki karayollarında hız sınırının 90′dan 110′a çıkarılacağı şeklindeydi.Bu öneri sonunda tasarı şeklinde hazırlanarak şehiriçi yollarda 70,şehirlerarası yollarda 110 olacak şekilde kararlaştırıldı.Kanunlaşması için meclisin tatilden dönmesi gerekli.Yani Ekim 2009 itibariyle Türkiye yollarında hız sınırları değişmiş olacak.

Kazalar Artar  Mı Endişesi

Hız sınırının artırılması ile ilk akla gelen haliyle (o da Türkiye için geçerli) kazalar artar mı sorusu.Son yıllarda bölünmüş yol olarak isimlendirilen yollların çoğu şehirleri birbirine bağlaması ile kaza sayısında azalma yaşandı.Ama yaşanan bu azalma ölü ve yaralı sayılarında görülmedi.Tersine 2008 ile 2009 yıllarının ilk 6 ayları kıyaslandığında ölü sayısı % 7, yaralı sayısı ise % 11 artış göstermiş.Kıyaslama olarak ölü sayısında da azalam görülse bile bu oran gelişmekte olan bir ülkeye göre rakamsal anlamda çok büyük.Buradan hareketle hız sınırının artırılması bana göre kazalarıda artıracaktır.Çünkü yolların çoğunluğu her ne kadar iyileştirilse de sürücü bilinci gelişmediği sürece kazaların olması ve ölümle sonuçlanması kaçınılmazdır.

Vergi İle Hız Sınırının Alakası

Gelelim hız sınırını artıkmak ile vergilerin artmasının paralelliğine.Arabası olanlar bilir,bilmeyenler içinde çok zor anlaşılacak bir olay anlatmayacağım.Yani herhangi bir arabanın 90 km/h ile 110 km/h hızlarıyla gitmesi arasında benzin harcaması yönünden fark bulunmaktadır.Haliyle 110 ile gitmek (çoğunluklu olarak sabit hızda) size 90 ile gitmekten daha fazla benzin yaktıracaktır.Hal böyle olunca eskinden 1 hafta da uğradığınız benzinliğine artık 5 günde bir uğramış olacaksınız.Hele ki Türkiye dünyanın en pahalı benzini vatandaşlarına pompalıyorsa cebinizden çıkacak kuruşlar daha da artacak,artmasıyla beraber benzin fiyatının yarıya yakınını oluşturan vergi dilimide tarafınızdan fazlaca artmış olarak ödenecektir.

Sonuçta hız sınırı 110′a çıktığında her ne kadar hızlı gidip varacağımız yere daha erken ulaşsakta,harcadığımız benzin ve benzinden alınan vergi de tarafımızdan artmış olacak.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

buraktolga Türkiye Hali , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benzini En Güzel Şekilde Nasıl Alınırsınız ?

Cuma, 07 Ağu 2009

Geçmiş yıllarda dünya ölçeğinde ki petrolün varil fiyatı 150 dolar rakamına ulaştığında herkesin gözü korkmuştu.Türkiye’de ki litre fiyatının tüketiciye ulaşmasının maliyeti 3.25 liraydı.Bu rakam o zamanlar için endişe verici bir şekilde tepkilere yol açmıştı.Benzer şekilde e-posta gruplarından gelen postalarda bir günlüğüne benzin almama eylemi bile yapılması gündeme gelmişti.Ama yemek acılıda olsa ağzımız buna alıştı.Nasıl alışmasın ki bahane ortada “Dünyada yükseliyor,bize de ek maliyet geliyor.Bizimde zam yapmaktan başka çaremiz yok” gibi alışıla gelmiş kelimeler topluluğunun kulağa gelmesi bizim için normaldi.

Peki ya şimdi ne oldu.Petrol fiyatları dünya ölçeğinde 150 dolara mı geldi?Rafineri çıkış fiyatlarında ki fiyatlar mı artı?Tabiki hiç biri,verilecek cevap koyun gütmeyi nasıl yaptığınıza bağlı.Ben çobanım nerede yemlenirlerse orada kalırım.Yem yok mu farketmez bakışarakta karınları doyar.Koyun değiller mi zaten.

Gündemi yakından takip edenler bilirler.Seçim öncesi ekonomik anlamda yaşanan durgunluğa bir de küresel krizin yan etkileri eklenince bazı gelir kalemleri azaldı.Özellikle halkın para harcamamasıyla ortaya çıkan Türkiye içi rahatsızlık Maliye Bakanlığı’nı zora soktu.Çare çok basit,bugün toplama çıkarma işlemi yapan biri dahi bu tür bir durumda azalan paranın vergi olarak halktan gelmesi gerektiğini bilir.Burada ek olarak bir hatırlatma yapmakta fayda var.Vergi her vatandaşın görevi,karşılığında alınan hizmetle orantılı değşim gösterdiği sürece.Örneğin AB ülkelerinde en yüksek vergi alan ülkelerin başında Fransa gelmekte.Bu yüzden dünyaca ünlü bir Fransız sinema sanatçısı kendi ülke vatandaşlığından çıkarak İsviçre’yi yeni vatanı olarak kabul etmiştir.

Vergi dedik,alınan hizmet dedik,ek getirilerin (son 1 yılda) nasıl kapatılacağını söyledik.Ama ben ve benden başka binlerce insan dahi neden petrolün varil fiyatının 70 dolar olduğu bir dünyada otomatik olarak yaşanan artışlara cevap bulamadık.Almamak mı,mümkün mü? Her anımızın ulaşım olduğu şu ortamda pek olasılıklı gözümüyor.O zaman tek bir çare var.”Benzini en güzel şekilde nasıl alınırsınız?” cümlesine herkesin parayı kasaya verirken içinde hissettiği duygularla alakalı durumlar söz konusu.Umarım pek fazla duygu yoğunluğu yaşamayız.Yoksa günlük olarak andığımız kişi sayısı kafamızı yorabilir.

Not:6 Agustos 2009′da gazetelerden okuduğum ilginç bir öneriyi burada da belirteyim.Yanılmıyorsam tüketici birliğinden bir yetkili benzin artışı ile ilgili bir fikir beyan etmiş.Benzin fiyatının 5 lira olmasını istemiş.Sebebini de her gün kuruş kuruş artan rakamların artık insanlarda yılğınlık yarattığını,5 lira olması durumunda uzun süreler artış,zam,fiyatlandırma gibi kelimelerin lügatımızdan çıkacağını vurgulamış.Ben kendisine şu ortama katılmaktayım.En azından kasa başında duygu yoğunluğu yaşamayız.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

buraktolga Türkiye Hali , , , , , , , , , , , , , , , , ,

En Küçük Blogcu:Blog Bora Tunç

Çarşamba, 22 Tem 2009

15 Temmuz 2009 günü dünyanın en güzel duygusunu yaşadık.Ailemiz 3 kişi oldu.Oğlumuz Bora Tunç dünyaya merhaba dedi.Böylece daha önceleri kafamda olan bir fikride hayata geçirmiş oldum.Bora Tunç adına blogspot uzantılı bir blog açtım,Blog Bora Tunç.İlk ayları boyunca yaşadıklarını kendi ağzından babası olarak bu blogda paylaşacağım.Haliyle blogun ilk yazılarını ilk banyo,ilk aşı,ilk gaz sancıları gibi bilinen konular oluşturmakta.Sağlıklı olduğu sürecede devamı gelecektir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

buraktolga Blog Alemi , , , , , , , , , ,